İnsan

Vurdu ve gol oldu!.

21 Eylül Dünya Barış Günü, dünya liderleri langırt futbolcuları olarak sahaya çıkıyor, bu sefer vursunlar gol olsun, çocuklar ölmesin.

Uzun lafın kısası

Aylardır yazamamaktayım kendi bloguma, yazacak şeylerin azlığından değil de tamamen tembellikten gelen bir durum. Aslında çalışmaktan kalan zamanda çalışırken, nasıl tembellik edilebilir ki? Kendime haksızlık ediyorum sanırsam, başkalarına hak dağıtır ya da haklarını korurken yine kendi hakkımdan verip kendime haksızlık ediyorum. Ricaları emir gibi yerine getirirken, emirleri rica olarak algılama olgunluğunu sürdürmeye çalışırken pek çok...

Bahar gelmiş neyime :)

Umutsuzluk içeren başlığa gülücükle umutla dolu bir kısa yazı müjdesi vermek istedim. Son 3 aydan beri üzerinde çalıştığım, özellikle Mart ayında eve kapanıp geçen 2 ayı önce dağıtıp sonra baştan inşa ettiğim projenin sonlarına gelmiş bulunmaktayım. Sabah 6:30 Akşam 10:30 (22:30) bilgisayar başı mesaimin sonlarına yaklaşırken, dökümanları al müşterilere git, projeyi pazarla günleri için de...

Egemen topu at! At Egemen at!..

En zeki benim demeyecek kadar zekaya sahip bir insanım. Kimseden iyi,zeki ve daha çalışkan olmakta ideallerim arasında değil. Ben benle ve dünümle yarışırım arkadaş. Dünden bir kelime fazla biliyorsam, bir satır daha fazla yazı ya da kod yazmışsam yapacağım dediklerimi yapmışsam. O günkü kendimle yaptığım yarışı kazanmışım demektir. Hedefim herzaman ilerlemektir, elime bir top alırım...

Dürüstlük uzun vadeli bir yatırım mı?

Bu aralar kafamı kurcalıyan 2 durum var, “hiçbir şey düşünmemek” diye bir kavramın olup olmaması diğeri ise “dürüstlüğün getirisi olup olmadığı, getirisi varsa da ne kadar sürede bu getirinin olacağıyla ilgili.

Gözüne tut gözüne

Bir filmin aklımda kalan tek sahnesiydi, bir araba farlarını yakmış filmin kahramanlarını aydınlatıyordu. Ama orda istenen farın karşı tarafın gözlerini alarak far tutanların kendisini saklama durumuydu, filmin kahramanlarını net görmek değil.

Bu Bayram != Sevinç

Bu bayram buruk geçiyor, koskoca ev küçücük olurdu dedem olduğunda, şimdi ise sessiz sakin. Her gelene överdi dedem beni, ballandıra ballandıra anlatırdı yaptıklarımı. Utanırdım ama hoşuma da giderdi söyledikleri. Hiçbir zaman boş gelmezdim ziyaretine Antalya’dan takdirim olurdu, elini öper kendisine verirdim. Üniversite’yi kazandığımda da ilk onu aramıştım. O hep benden emindi. Benden çok güvenirdi bana,...

Küçük olan sensin ama büyüyecek olan benim

Aklım karışık, masam dağınık, yapmak istediğim çok şey var, ama nerden başlacağımı bilememek beni çok yoruyor, Bir de gönül ve mantık arasında gidip gelmeler fizyolojik olarak ritmi yüksek olan kalbimin ritmini iyicene tavan yaptırıyor. Akıl, inanç, sabır ve azimle elde edilemeyecek hiçbirşey yok ancak konu gönüle girmek oldu mu işin içine sanki başka şeyler de...