Uzun lafın kısası

Aylardır yazamamaktayım kendi bloguma, yazacak şeylerin azlığından değil de tamamen tembellikten gelen bir durum. Aslında çalışmaktan kalan zamanda çalışırken, nasıl tembellik edilebilir ki? Kendime haksızlık ediyorum sanırsam, başkalarına hak dağıtır ya da haklarını korurken yine kendi hakkımdan verip kendime haksızlık ediyorum. Ricaları emir gibi yerine getirirken, emirleri rica olarak algılama olgunluğunu sürdürmeye çalışırken pek çok insanın ricayı bile küfür olarak sayması tuhafıma gidiyor. Emir verecek yetkimiz olmasa dahi demir gibi bir sabrımız olduğundan her temelde yer buluyoruz. Bizsiz iş yapamayanlar bizi işsiz güçsüz görüyorlar. Bir işi yapamayanlar her işi yapabilirim zannediyor, biz ise üstümüze düşen herşeyi yapmaya çalışırken, bir işteki hatamız kabiliyetsiz oluşumuzla eş değer tutuluyor. Hatasız kul olmaz derken, kendini tanrı zannedenler ve kusursuz olduğuna inanlarlara ibadet etmekte bırakılıyoruz. İnancımız bütün, inandığımız tek bir tanrı olması ; zorluklara sebat etmemizi, mükafatını er geç alacağımızı onunda adeleti sonsuz olan yaratıcıdan olacağından emin olmamızı sağlıyor. Uzun lafın kısası ABBU!..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *