Küçük olan sensin ama büyüyecek olan benim

Aklım karışık, masam dağınık, yapmak istediğim çok şey var, ama nerden başlacağımı bilememek beni çok yoruyor, Bir de gönül ve mantık arasında gidip gelmeler fizyolojik olarak ritmi yüksek olan kalbimin ritmini iyicene tavan yaptırıyor.

Akıl, inanç, sabır ve azimle elde edilemeyecek hiçbirşey yok ancak konu gönüle girmek oldu mu işin içine sanki başka şeyler de giriyor. Bir çok konuda tecrübem olmasına rağmen bu konuda deneyimin ve pratiğimin olmaması işleri iyiden iyiye zora sokuyor.

Birde kendinin önüne başkalarını getiren ya da onların mutluluklarına göre hayatına yön vermeği alışkanlık haline getirmiş kimse için bu zaman dilimi biraz beni zorluyor. Hoş bize atadan gelen terbiye ve öğüt bunu getiriyordu. “Sen büyüksün oğul, arkada durman seni görünmez kılmaz,saklayamaz.”

Aslında ifade etmek istediğim konu ya da üzerine düşünüp arada kaldığım konuda bu değil. Paylaşımcı ve başkalarının rahatını düşünmekte zaten bir sorunum yok. Konu müstakbel sevgili olunca zaten bunun aksi söz konusu bile değil ancak şahsi itibarı önplanda tutmak beni ürkütüyor.

Şahsi itibar dediğim hadise, şu ana kadar çevreme verdiğimi düşündüğüm izlenimi yani güvenilir, adil, samimi, halim olma vb durumlarının varlığıdır.

Bu durumların bir tanesi bile sarsılsa şahsi itibarın çökeceği endişesini yaratmakta bende. Bunu koruma çabasıda insanı, özellikle benim gibi bunu önplanda tutanları yoruyor ve yıpratıyor.

Zaman zaman bunu ben, yaşam savaşında yiğitçe savaşırken kullandığım bir kalkan bazen de korkaklığımdan dolayı arkasına sığındığı bir korunak olarak görüyorum.

Özellikle mevzu bahis gönül olunca bu; korkaklıktan arkasına sığındığım bir korunak oluyor. Sevilmeye alışmış birisinin sevilmeme ya da mevcut sevginin kaybolma korkusu şahsı bu korunağa yönetmektedir.

Yapılması gereken nedir? her pahasına olursa olsun, gönlünde hissettiklerini aklında yer alanları dillendirmek midir?  Şansı yarı yarıya görenler iyi niyetli  olsa da istatistiki kavram bakımından pek doğru bir bakış açısıyla bakmıyorlar.

Görüyorsunuz değil mi, korkak insan bilimden nasıl yararlanıyor, yiğit denilen kişi bunları düşünür mü?

Kendisine ve geleceğine katma değeri yüksek olsun diye yurt dışına çıkacak biri ve  ülkenin içinde bulunduğu mevcut durumda askerlik görevini ifa etmeğe hazırlanan biri en az 11 ay müstakbel sevgiliyi düşüncede ve yalnız bırakmamak için gönlünde hissettiklerini aklında yer alanları dillendirmek için bence bekler.

Elbette kalp atarken, akıl yerindeyken  müstakbel sevgili başkasına yar olur düşüncesi varken beklemek elbette zor.

Bilemiyorum müstakbel sevgili,

belki dediklerim doğru belki yanlış. Belkide çok çocukça.

O yüzden, küçük olan sen ama büyüyecek olan benim.

Makul Süreç Yönetimi Girişe Giriş

“Makul Süreç Yönetimi”  benim akademik dünyaya ve endüstriye kazandırmak istediğim bir süreç yönetim metodudur.

Bu zamana kadar okuldan, insanlardan ve endüstriden aldığım tüm birikimlerimi harmanlayıp yeni bir süreç yönetimi oluşumunun altyapısını kurmak daha sonra bu metodu yaşayarak ya da okuyarak mümkün olduğunca uygulanabilir kılmak amacıyla yola çıkmış bulunuyorum. (Deneme yanılmayı da unutmamak gerekir.)

Yolun sonunda beklentim ise bir tez, belki bir kitap ama önemlisi dediğim gibi pek çok kesim tarafından tercih edilen ugulanabilir bir metod.

“Makul Süreç Yönetimi” nedir ne değildir bunu ilerki süreçlerde paylaşacağım. Ancak öncelikle bilmeyenler için bir sürecin tanımını yapayım istiyorum.

Süreç; belirli girdileri belirli bir zaman dilimi içerisinde işlemden geçirerek,  belirli zaman diliminin sonunda çıktıyı alma olayına denir.

“Makul Süreç Yönetimi”‘nin temelindede kalınlaştırıp altını çizdiğim girdi, zaman dilimi ve çıktı var.

İlerleyen günlerde sizlere “Makul Süreç Yönetimi” içerinde de yer alan girdi, zaman dilimi ve çıktı nın diğer süreç yönetim metodlarına göre nasıl farklılıklar gösterdiğini ve diğer süreç yönetim metodlarının ne olduğundan bahsedeceğim.

Z- Yukardakilerin hepsi.

Son bir kaç haftadır yaptığım hiçbir işten zevk almıyorum ya da zevk alarak yapmıyorum. “Her insanın ara ara bu şekilde dönemleri olur” deyip her insan gibi düşünmekte istemiyorum. Bu dönemi atlatmanın yolunu arıyorum.

Neden yaptığım işlerden zevk alamıyorum sorusunu oturup kendime soruyorum, olası birkaç yanıt verebiliyorum ancak hangisi doğru yanıt bilemiyorum, bütün seçenekler (yanıtlar) birbirinden farklı ama aynı zamanda o kadar bir birine bağlı ki. En sonunda bir seçenek (yanıt) dikkatimi çekiyor Z- Yukardakilerin hepsi.

Yeni Dönem

Biz öğrenciler için yeni eğitim dönemi, yeni yıl gibidir. Umutlarla, hedeflerle, beklentilerle başlar ve her zaman bu yeni dönemin bir önceki dönemden daha iyi olması temennisi vardır. Hayatımın yeni diye adlandırdığım aralıksız 19. eğitim dönemine başlamak üzereyim.

Eğitim hayatımın son dönemi  olabileceği gibi, aynı zamanda asgari 3 yıl daha sürecek yeni eğitim dönemimin başlangıcına da yol açabilecek bir karar almamı sağlayacak bir zaman dilimi de olabilir bu dönem.

Tüm öğrenci arkadaşlarıma yeni eğitim döneminde başarılar dilerim!..

Borç Yiğidin kamçısıdır!…

Hayatta en sevdiğim şeylerden biri yardım etmek, en sevmediğim şeylerden biri yardım istemek!.. 

Her akşam yatağıma yatıp duamı okurken hiç atlamadığım söz “Allahım beni ne merte ne namerte muhtaç et!” dir.  Bir topluluk içinde yaşarken bir paylaşım içinde olmak olmazsa olmazdır,  bu  paylaşım alma – verme, verme -alma arasında gidip gelmekte.  Ee o zaman neden hep verirken ya da yardım ederken nedendir  yardım almamak.

Bunun derinlenmesine incelemeye ihtiyacım var!  Sonucu ilgilenenlerle paylaşırım!..

Not:  Yardım etme ve paylaşma konusunda kesinlikle bir problem yok!..

Büyük hayaller kuralım canım ülkem!

geçen seçimlerde iktidar partisinin sloganı olan “Sen Türkiye’sin, Büyük Düşün” ’ün bana verdiği mesajdan sonra düşünmeye başladım, ülkem için güzel şeyler hayal ederken,  sonra  Sait Faik Abasıyanık’ın da büyük hayaller kurma yanlısı olduğunu fark ettim. Sizlerlede paylaşayım istedim.

Büyük hayaller kuralım sevgilim!
Ben şimdi böyle yapıyorum.
Tertemiz bir şehirde, asfalt caddeler üstünde,
dibinden metrolar geçen, üstünden kolosal otobüsler uçan,
muazzam, eğlenceli bir şehirde seninle yaşamak istiyorum.
Yazılarım bize yaşamak için lâzım olanı getiriyor.
Büyük kahvelerde çay içiyor,
temiz lokantalarda kolalı peşkirlerle yemek yiyor,
lâtif rahiyalı şaraplar içiyor,
tertemiz bir yatakta seni kollarımın arasına alıyor, sana:

- Bütün mesut şehir uyudu, uyuyalım sevgilim, diyorum.

Sabahleyin bitlilerle dolu, kimsenin kimseye hürmet etmediği,
kimsenin kimseyi hürmete lâyık bulmadığı, istismar edenin,
çalanın zengin ve bahtiyar olduğu esnafının azgın,
zengininin deli, haris, egoist, gaddar
fakirinin kayıtsız, sersem olduğu bir şehirde,
işin kötüsü sensiz, oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum.
Ama sevgilim olacak, büyük hayaller kuruyorum!

Sait Faik Abasıyanık