Uzun lafın kısası

Aylardır yazamamaktayım kendi bloguma, yazacak şeylerin azlığından değil de tamamen tembellikten gelen bir durum. Aslında çalışmaktan kalan zamanda çalışırken, nasıl tembellik edilebilir ki? Kendime haksızlık ediyorum sanırsam, başkalarına hak dağıtır ya da haklarını korurken yine kendi hakkımdan verip kendime haksızlık ediyorum. Ricaları emir gibi yerine getirirken, emirleri rica olarak algılama olgunluğunu sürdürmeye çalışırken pek çok insanın ricayı bile küfür olarak sayması tuhafıma gidiyor. Emir verecek yetkimiz olmasa dahi demir gibi bir sabrımız olduğundan her temelde yer buluyoruz. Bizsiz iş yapamayanlar bizi işsiz güçsüz görüyorlar. Bir işi yapamayanlar her işi yapabilirim zannediyor, biz ise üstümüze düşen herşeyi yapmaya çalışırken, bir işteki hatamız kabiliyetsiz oluşumuzla eş değer tutuluyor. Hatasız kul olmaz derken, kendini tanrı zannedenler ve kusursuz olduğuna inanlarlara ibadet etmekte bırakılıyoruz. İnancımız bütün, inandığımız tek bir tanrı olması ; zorluklara sebat etmemizi, mükafatını er geç alacağımızı onunda adeleti sonsuz olan yaratıcıdan olacağından emin olmamızı sağlıyor. Uzun lafın kısası ABBU!..

Read More

Bahar gelmiş neyime :)

Umutsuzluk içeren başlığa gülücükle umutla dolu bir kısa yazı müjdesi vermek istedim.

Son 3 aydan beri üzerinde çalıştığım, özellikle Mart ayında eve kapanıp geçen 2 ayı önce dağıtıp sonra baştan inşa ettiğim projenin sonlarına gelmiş bulunmaktayım. Sabah 6:30 Akşam 10:30 (22:30) bilgisayar başı mesaimin sonlarına yaklaşırken, dökümanları al müşterilere git, projeyi pazarla günleri için de içimde büyük bir heyecan var. Birazda endişe.

Ben sürekli kendimi iyi bir mühendis olarak yetiştirdim, ama şimdi içinde daha önce olmadığım bir döneme giriyorum. PAZARLAMA.
Ürünü yetiştirdim şimdi pazara çıkartıp teşhir edip satacağım. Malım iyi, çürükleri alta saklamaktansa pazara çıkarmayan esnaf edasıyla Nisan ayında pazarda olacağım. Yetiştiriciden aracı olmadan nihai tüketiciye 🙂

Ancak dediğim gibi endişe var, en büyük sermayem olan  gençliğim,dürüstlüğüm ve çalışkanlığımın karşısına  bilen, çok bilen ve daha çok bilen insanlar çıkacak. Ben öğrenmeye çalışırken onlar herşeyi bildiği için işimi zorlaştıracaklar. Çünkü onlar biliyorlar.

Yüce Allah’ım umarım beni herşeyi değil, kendini bilenlerle karşılaştırması için duacıyım.

Saygılar

Read More

Egemen topu at! At Egemen at!..

En zeki benim demeyecek kadar zekaya sahip bir insanım. Kimseden iyi,zeki ve daha çalışkan olmakta ideallerim arasında değil. Ben benle ve dünümle yarışırım arkadaş. Dünden bir kelime fazla biliyorsam, bir satır daha fazla yazı ya da kod yazmışsam yapacağım dediklerimi yapmışsam. O günkü kendimle yaptığım yarışı kazanmışım demektir.

Hedefim herzaman ilerlemektir, elime bir top alırım tüm gücümle uzağa atarım, sonra topa doğru ilerlerim amacım topu alıp geri dönmek değildir ilerlemek için bir vesiledir top sadece. Sonra alırım o topu tekrar atarım kalan gücümle ileriye sonra tekrar giderim topa doğru, alırım ve tekrar…

 

Read More

Bu Bayram != Sevinç

Bu bayram buruk geçiyor, koskoca ev küçücük olurdu dedem olduğunda, şimdi ise sessiz sakin.

Her gelene överdi dedem beni, ballandıra ballandıra anlatırdı yaptıklarımı. Utanırdım ama hoşuma da giderdi söyledikleri. Hiçbir zaman boş gelmezdim ziyaretine Antalya’dan takdirim olurdu, elini öper kendisine verirdim. Üniversite’yi kazandığımda da ilk onu aramıştım. O hep benden emindi. Benden çok güvenirdi bana, umutsuzluğa kapıldığımda “Allah her zaman yeni kapılar açar” derdi.

Neyse sözü uzatmayayım, o da uzatmazdı zaten.  Sadece bu bayramda onu çok aradığımı dile getirmek istedim.

Read More

Küçük olan sensin ama büyüyecek olan benim

Aklım karışık, masam dağınık, yapmak istediğim çok şey var, ama nerden başlacağımı bilememek beni çok yoruyor, Bir de gönül ve mantık arasında gidip gelmeler fizyolojik olarak ritmi yüksek olan kalbimin ritmini iyicene tavan yaptırıyor.

Akıl, inanç, sabır ve azimle elde edilemeyecek hiçbirşey yok ancak konu gönüle girmek oldu mu işin içine sanki başka şeyler de giriyor. Bir çok konuda tecrübem olmasına rağmen bu konuda deneyimin ve pratiğimin olmaması işleri iyiden iyiye zora sokuyor.

Birde kendinin önüne başkalarını getiren ya da onların mutluluklarına göre hayatına yön vermeği alışkanlık haline getirmiş kimse için bu zaman dilimi biraz beni zorluyor. Hoş bize atadan gelen terbiye ve öğüt bunu getiriyordu. “Sen büyüksün oğul, arkada durman seni görünmez kılmaz,saklayamaz.”

Aslında ifade etmek istediğim konu ya da üzerine düşünüp arada kaldığım konuda bu değil. Paylaşımcı ve başkalarının rahatını düşünmekte zaten bir sorunum yok. Konu müstakbel sevgili olunca zaten bunun aksi söz konusu bile değil ancak şahsi itibarı önplanda tutmak beni ürkütüyor.

Şahsi itibar dediğim hadise, şu ana kadar çevreme verdiğimi düşündüğüm izlenimi yani güvenilir, adil, samimi, halim olma vb durumlarının varlığıdır.

Bu durumların bir tanesi bile sarsılsa şahsi itibarın çökeceği endişesini yaratmakta bende. Bunu koruma çabasıda insanı, özellikle benim gibi bunu önplanda tutanları yoruyor ve yıpratıyor.

Zaman zaman bunu ben, yaşam savaşında yiğitçe savaşırken kullandığım bir kalkan bazen de korkaklığımdan dolayı arkasına sığındığı bir korunak olarak görüyorum.

Özellikle mevzu bahis gönül olunca bu; korkaklıktan arkasına sığındığım bir korunak oluyor. Sevilmeye alışmış birisinin sevilmeme ya da mevcut sevginin kaybolma korkusu şahsı bu korunağa yönetmektedir.

Yapılması gereken nedir? her pahasına olursa olsun, gönlünde hissettiklerini aklında yer alanları dillendirmek midir?  Şansı yarı yarıya görenler iyi niyetli  olsa da istatistiki kavram bakımından pek doğru bir bakış açısıyla bakmıyorlar.

Görüyorsunuz değil mi, korkak insan bilimden nasıl yararlanıyor, yiğit denilen kişi bunları düşünür mü?

Kendisine ve geleceğine katma değeri yüksek olsun diye yurt dışına çıkacak biri ve  ülkenin içinde bulunduğu mevcut durumda askerlik görevini ifa etmeğe hazırlanan biri en az 11 ay müstakbel sevgiliyi düşüncede ve yalnız bırakmamak için gönlünde hissettiklerini aklında yer alanları dillendirmek için bence bekler.

Elbette kalp atarken, akıl yerindeyken  müstakbel sevgili başkasına yar olur düşüncesi varken beklemek elbette zor.

Bilemiyorum müstakbel sevgili,

belki dediklerim doğru belki yanlış. Belkide çok çocukça.

O yüzden, küçük olan sen ama büyüyecek olan benim.

Read More