We will see

A farmer had only one horse. One day, his horse ran away.

All the neighbors came by saying, “I’m so sorry. This is such bad news. You must be so upset.” The man just said, “We’ll see.”

A few days later, his horse came back with twenty wild horses. The man and his son corraled all 21 horses.

All the neighbors came by saying, “Congratulations! This is such good news. You must be so happy!” The man just said, “We’ll see.”

One of the wild horses kicked the man’s only son, breaking both his legs.

All the neighbors came by saying, “I’m so sorry. This is such bad news. You must be so upset.” The man just said, “We’ll see.”

The country went to war, and every able-bodied young man was drafted to fight. The war was terrible and killed every young man, but the farmer’s son was spared, since his broken legs prevented him from being drafted.

All the neighbors came by saying, “Congratulations! This is such good news. You must be so happy!” The man just said, “We’ll see.”

 

Source: http://sivers.org/horses

Read More

Değersiz insan değersiz olan insandır.

Geçen hafta bir erdem timsali dedemi kaybettim. Herkesin atası; dedesi önemlidir, benim ki de benim için önemli ve kıymetli.  Aklım ermeğe başladığında babamın işi dolayısıyla Eskişehir’den taşındığımızda ayrılmıştım kendisinden. Bayramlar, seyranlar ve yaz tatilleri kendisiyle buluşma noktamızdı.

Babalar ve oğulları arasında hepbir sınır olur ya, babalar oğullarına kuramadığı yakınlığı torunlarıyla kurarlar; bizimkisi de öyleydi.

İnandığı pek çok şey vardı dedemin ve bunun herzaman mücadelesini verirdi; inandıkları için, sevdiği için hapis bile yatmıştı . Herzaman derdi “değersiz insan değersiz olan insandır” diye Önümüzdeki sayıda bu başlıkla bir yazı yazacağım, bu sayede hem dedem Mehmet Özkan hem de adını taşıyan ve neden bazı konularda hassas olduğumu görmeniz adına ben Mehmet Egemen Özkan’ı tanıma fırsatı bulacaksınız. Şayet merak eddiyorsanız.

 

Dedem rahat uyu, bıraktığın yerden ben devam edeceğim.**

 

** İslam inancında hayırlı evlat yetiştirenlerin amel defteri kapanmazmış, evlatları hayırlı işler yaptığı sürece ahirete intikal eden müminlerin amel defterlerine bu işler yazılır, sevabı kazanılırmış.

Read More

Puşkin’den

SEVİYORDUM SİZİ

Seviyordum sizi ve bu aşk belki
İçimde sönmedi bütünüyle.
Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi
İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle.

Sessizce, umutsuzca seviyordum sizi.
Bazen çekingenlik, bazen kıskançlıkla üzgün.
Bu öyle içten, öyle candan bir sevgiydi ki
Dilerim bir başkasınca da böyle sevilin.


Я вас любил

Я вас любил: любовь еще, быть может,
В душе моей угасла не совсем;
Но пусть она вас больше не тревожит;
Я не хочу печалить вас ничем.
Я вас любил безмолвно, безнадежно,
То робостью, то ревностью томим;
Я вас любил так искренно, так нежно,
Как дай вам бог любимой быть другим.

Read More

Küçük olan sensin ama büyüyecek olan benim

Aklım karışık, masam dağınık, yapmak istediğim çok şey var, ama nerden başlacağımı bilememek beni çok yoruyor, Bir de gönül ve mantık arasında gidip gelmeler fizyolojik olarak ritmi yüksek olan kalbimin ritmini iyicene tavan yaptırıyor.

Akıl, inanç, sabır ve azimle elde edilemeyecek hiçbirşey yok ancak konu gönüle girmek oldu mu işin içine sanki başka şeyler de giriyor. Bir çok konuda tecrübem olmasına rağmen bu konuda deneyimin ve pratiğimin olmaması işleri iyiden iyiye zora sokuyor.

Birde kendinin önüne başkalarını getiren ya da onların mutluluklarına göre hayatına yön vermeği alışkanlık haline getirmiş kimse için bu zaman dilimi biraz beni zorluyor. Hoş bize atadan gelen terbiye ve öğüt bunu getiriyordu. “Sen büyüksün oğul, arkada durman seni görünmez kılmaz,saklayamaz.”

Aslında ifade etmek istediğim konu ya da üzerine düşünüp arada kaldığım konuda bu değil. Paylaşımcı ve başkalarının rahatını düşünmekte zaten bir sorunum yok. Konu müstakbel sevgili olunca zaten bunun aksi söz konusu bile değil ancak şahsi itibarı önplanda tutmak beni ürkütüyor.

Şahsi itibar dediğim hadise, şu ana kadar çevreme verdiğimi düşündüğüm izlenimi yani güvenilir, adil, samimi, halim olma vb durumlarının varlığıdır.

Bu durumların bir tanesi bile sarsılsa şahsi itibarın çökeceği endişesini yaratmakta bende. Bunu koruma çabasıda insanı, özellikle benim gibi bunu önplanda tutanları yoruyor ve yıpratıyor.

Zaman zaman bunu ben, yaşam savaşında yiğitçe savaşırken kullandığım bir kalkan bazen de korkaklığımdan dolayı arkasına sığındığı bir korunak olarak görüyorum.

Özellikle mevzu bahis gönül olunca bu; korkaklıktan arkasına sığındığım bir korunak oluyor. Sevilmeye alışmış birisinin sevilmeme ya da mevcut sevginin kaybolma korkusu şahsı bu korunağa yönetmektedir.

Yapılması gereken nedir? her pahasına olursa olsun, gönlünde hissettiklerini aklında yer alanları dillendirmek midir?  Şansı yarı yarıya görenler iyi niyetli  olsa da istatistiki kavram bakımından pek doğru bir bakış açısıyla bakmıyorlar.

Görüyorsunuz değil mi, korkak insan bilimden nasıl yararlanıyor, yiğit denilen kişi bunları düşünür mü?

Kendisine ve geleceğine katma değeri yüksek olsun diye yurt dışına çıkacak biri ve  ülkenin içinde bulunduğu mevcut durumda askerlik görevini ifa etmeğe hazırlanan biri en az 11 ay müstakbel sevgiliyi düşüncede ve yalnız bırakmamak için gönlünde hissettiklerini aklında yer alanları dillendirmek için bence bekler.

Elbette kalp atarken, akıl yerindeyken  müstakbel sevgili başkasına yar olur düşüncesi varken beklemek elbette zor.

Bilemiyorum müstakbel sevgili,

belki dediklerim doğru belki yanlış. Belkide çok çocukça.

O yüzden, küçük olan sen ama büyüyecek olan benim.

Read More

Yinelemeden Yenilemek – Renewing without reiterating

Eskiden sevdiklerimi şimdi sevmiyorum, eskiden sevmediklerimi şimdi de sevmiyorum. Ben eskiyle ilgili hiçbir şeyi sevmiyorum. Ben eskiyebilecek şeyleri de sevmiyorum. Ama eskileri de görmezden gelmiyorum. Onları yeniliyorum eskisinden daha yeni hala getiriyorum. Sevmeyi seven ama eskileri sevmeyen birisinin yapabileceği tek şey var yinemelemeden yenilenmek.

I don’t love  what or whom I used to love.  I don’t love what or whom I didn’t use to love as well. I don’t love all which is integrated and concerned with past.  I don’ love all which is able to age or become old as well. On the other hand I don’t shut one’s eyes to olds,  I have been renewing them, I have been making better than past form. A person who loves to love but not loves  old can only do one choice which is renewing  without reiterating.

Read More

Büyük hayaller kuralım canım ülkem!

geçen seçimlerde iktidar partisinin sloganı olan “Sen Türkiye’sin, Büyük Düşün” ‘ün bana verdiği mesajdan sonra düşünmeye başladım, ülkem için güzel şeyler hayal ederken,  sonra  Sait Faik Abasıyanık’ın da büyük hayaller kurma yanlısı olduğunu fark ettim. Sizlerlede paylaşayım istedim.

Büyük hayaller kuralım sevgilim!
Ben şimdi böyle yapıyorum.
Tertemiz bir şehirde, asfalt caddeler üstünde,
dibinden metrolar geçen, üstünden kolosal otobüsler uçan,
muazzam, eğlenceli bir şehirde seninle yaşamak istiyorum.
Yazılarım bize yaşamak için lâzım olanı getiriyor.
Büyük kahvelerde çay içiyor,
temiz lokantalarda kolalı peşkirlerle yemek yiyor,
lâtif rahiyalı şaraplar içiyor,
tertemiz bir yatakta seni kollarımın arasına alıyor, sana:

Bütün mesut şehir uyudu, uyuyalım sevgilim, diyorum.

Sabahleyin bitlilerle dolu, kimsenin kimseye hürmet etmediği,
kimsenin kimseyi hürmete lâyık bulmadığı, istismar edenin,
çalanın zengin ve bahtiyar olduğu esnafının azgın,
zengininin deli, haris, egoist, gaddar
fakirinin kayıtsız, sersem olduğu bir şehirde,
işin kötüsü sensiz, oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum.
Ama sevgilim olacak, büyük hayaller kuruyorum!

Sait Faik Abasıyanık

Read More